Çarşamba, Ekim 19, 2011

Kırmızı Et Nasıl Terbiyelenir?

Benim bu kadar güzel fotoğraf çekmem beklemiyorsunuz değil mi? Çekmedim zaten. Yukarıda gördüğünüz fotoğraf sevgili Gökmen Sözen'e ait. Yaklaşık 1 senedir dosyamda bloğumda kullanılmak için bekliyor. Elim çok hızlı anlayacağınız. Ama dedim ya çok yoğunum. Yemek yapmayı unutacak kıvamdayım şu anda. Ama değişecek yakında ve ben çok özlediğim mutfağımla barış çubukları tüttüreceğim. Ama ondan önce yine çok öncelerde yazdığım yazıyı yayınlıyorum. Umarım işinize yarar...


Biz Türkler genel olarak hepimiz kırmızı eti severiz. Hele bu kırmızı et lokum gibi olursa keyfimize diyecek yoktur. Tabi ki lokum gibi bir etin başlıca şartı şüphe yok ki hayvanın kalitesinin iyi olmasıdır. Restaurantlarda yediğimiz kırmızı etin lezzetini evlerimizde yakalamakta zorlanırız çoğu zaman. Garsonlara sorulan sorulara genelde “hayvanlarımızı özel olarak yetiştiriyoruz” gibi bir cevap alsakta kırmızı eti yumuşatmak için bazı terbiyeleme yöntemlerinin olduğunu biliyoruz. Marine etmekde dediğimiz terbiyeleme; kırmızı ya da beyaz eti pişirmeden önce yapılan sosun içinde bir süre bekletilmesidir. Fenni gübrelerin yedirildiği, et tutması için türlü türlü yöntemlerin kullanıldığı günümüz hayvancılığında artık kekik yiyen hayvanların kekik kokulu etlerini özler hale geldik.
Seneler önce katıldığım bir hayvancılık fuarında Hollandalı bir firmanın satış müdürüyle tanışma şansını elde etmiştim. Sizin de bildiğiniz gibi Hollanda hayvancılıkta başı çeken ülkelerden birisi. Özellikle inek, dana gibi büyükbaş hayvancılık çok gelişmiş durumda. Ahır içi yaşam ortamlarının iyi olması, az bağlanmaları hatta klasik müzik dinlemeleri hayvanları stressiz hale getirdiğini ve süt miktarını etkileğini ve etlerinin kalitesinin arttığını söylemişti. Söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu bilemem ama anlattıkları hiçte mantıksız değildi. Mutlu hayvanların olması çok önemli galiba.J
Yaptığım araştırmalara göre eti terbiyelemek için farklı yöntemlerin kullanıldığını gördüm. Ama genel olarak kullanılan malzemeler aynı. Etin yumuşamasını sağlamak için şarap, sirke ya da limon gibi asitli malzemeler kullanılıyor. Lezzetli ve yumuşacık bir et için ilk adım etin bekletilmiş olmasıdır. En az bir gün etin beklemiş olmasında yarar var. Kurban bayramlarında kesimin hemen ardından yapılan kavurmaların ya da et yemeklerinin sert olmasının en önemli nedeni etlerin dinlendirilmemiş olmasıdır.
Eti marine etmek için az zamanız varsa kesinlikle benimde kullandığım bir yöntem olan limon suyu ile terbiyeleme yöntemini kullanmalısınız. Yarım saat bekletmeniz bile çok iyi sonuçlar veriyor. Etlerinizi marine edemediniz ama çabuk pişmesini istiyorsanız biraz sirke işinizi çok kolaylaştıracaktır. Etinizi saatlerce pişirdiğiniz halde hala pişmiyorsa karbonatı kullanmanızı tavsiye ederim. Tadını hafif değiştirsede karbonatın harikalar yarattığına şahitlik etmiş birisiyim. Sert etleri çabuk pişirmenin başka yolu ise tencereye bir parça ekmek atmak. Farklı kişilerden çok iyi sonuç alındığını bilsemde bu yöntemi daha denemiş değilim.
Kuşbaşı etleri bir gece önceden sirke ya da limon ve zeytinyağıyla ovup bekletirseniz çok iyi sonuç alırsınız. Çok genel bir terbiyeleme yöntemi olan süt, zeytinyağı ve soğan suyu (en iyi çıkartma yöntemi tülbentin içine rendelenmiş soğanı koyup güzelce sıkmaktır) karışımı karıştırılıp, ovularak bir gece bekletildiğinde çok lezzet veriyor ve etin yumuşamasını sağlıyor. Ölçüsüne gelince etinizin miktarına göre üç malzemeyide aynı miktarda kullanmanız gerekiyor. Ben genelde hepsinden 1 fincan kullanıyorum.
Kızartma et yapacaksanız yine bir gece önceden eti sirkeli ya da limonlu ve zeytinyağlı karışımda bekletin. Daha sonra pişirmeden içine ince ince taze baharatlar (kekik, biberiye.. gibi) doğrayın. Hatta damak tadınıza göre ekleyeceğiniz sarımsağın yaratacağı lezzete inanamayacaksınız. Eti kızartırken terbiyelediğiniz yağdan başkasını kullanmamanızı tavsiye ederim. Böylece hem çok fazla yağlı olmasını önlemiş olursunuz hem de aromaların geçtiği yağ kızartma yaparken etin lezzetine lezzet katar.
Fırında et yaparken etlerin sertleşmemesi için dikkat etmeniz gereken şey fırının önceden iyice kızdırılması ve etin fırına koyulmasından hemen sonra ısıyı düşürmenizdir. Eti fırında orta ısı dediğimiz orta hararetli ısıda pişirirseniz çok iyi sonuç alırsınız.
Bütün bir parça eti terbiyelemek istiyorsanız yapmanız gereken şey bir sürü sarımsağı parça etin üzerine bir bıçak yardımıyla açtığınız deliklerin içine sokmanız ve yanlarına birer tane karabiber eklemenizdir. Kurutulmuş kekik ya da küçük küçük doğradığınız taze kekikleri etin üzerine güzelce yedirin. Ve eti ağzı sıkıca kapatılabilen bir kapta kırmızı şarapta ya da kırmızı şarap kullanmak istemiyorsanız zeytinyağ ve süt karışımında 1 gün süreyle bekletin. Şunu söylemeliyim ki kırmızı şarapta çok daha güzel sonuç alırsınız.
Yaptığınız terbiyeye isterseniz salçada katabilirsiniz. Soğanın suyu, sirke ya da limon, biraz salça, zeytinyağı ya da zeytinyağını sevmiyorsanız ayçiçek yağı, sarımsak rendesi karışımı size salçalı olarak verebileceğim terbiyelerin başında geliyor. Gaziantep’e yaptığım gezi sırasında yediğim etlerin tadı hala damağımda. Orada uzun süre yaşayan arkadaşıma eti nasıl terbiye ettiklerini sorduğumda verdiği tarif şöyleydi. Biber salçası, pul biber, sarımsak, kekik, yoğurt ya da süt, zeytinyağı ve tuzla yaptıkları karışımla eti bir gece bekletiyorlar. 2 saat civarında bekletmek bile çok işe yarıyormuş. Etlerini kor ateşte pişirdiklerinden etleri daha da lezzetli bir hale geliyor. Tabii kullanılan kuyruk yağını ve etlerinin sinirlen arındırılmış olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Sonra benim gibi yediğiniz etin lezzetini uzun süre unutamıyorsunuz.J Izgara yaparken kömür ateşinin çok kızgın olmaması etlerinizin sertleşmemesi için çok önemlidir.
Bonfile için benim özel olarak kullandığım bir terbiyeleme yöntemini sizlerle paylaşmak istiyorum. 1 kg bonfile için 1 fincan zeytinyağ, 1fincan süt, kimyon, kuru kekik, nane, tuz, taze çekilmiş karabiber ve isteğe bağlı olarak 2 diş sarımsak. Etinizin çok lezzetli olduğunu göreceksiniz. Yanında neler servis edeceğiniz sizin damak tadınıza kalıyor.
Siz de benim gibi kuzu sevenlerdenseniz bir terbiye tarifi de onun için vermekte fayda var. 1 kg kuzu budunu taze çekilmiş karabiberle bir güzel ovuyorsunuz. Bir kapta sarımsak rendesi, zeytinyağı, limon suyu, kekik ve naneyi karıştırıyorsunuz. Kuzu butlarına bu karışımı güzelce yedirin ve ağzı sıkıca kapalı kapta bir gece bekletin. Bunları özellikle ızgarada üzerine terbiyelediğimiz sosu sürerek pişirmenizi öneririm.

Cumartesi, Nisan 23, 2011

Unuttuğumuz Sofra Adabımız... Food in Life Yazıları

Çok yoğunum ve daha 2 ay civarı hayatımı bu şekilde devam ettirmek zorundayım. Ama umarım tüm bu yoğunluğum iyi bir şekilde sonuçlanır. O yüzden bu aralar bloğumla çok fazla ilgilenebileceğimi zannetmiyorum. Açılmasını bu kadar bekledikten ve dosyalarımda bu kadar çok yemek tarifi birikmişken üzücü bir durum ama napalım. Sınav bitene kadar böyle olmak zorunda. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle...






Unuttuğumuz Sofra Adabımız…
Biliyorum. Hiç zamanınız yok. Tıpkı diğerleri gibi. “Adabına uygun yemek yemeği boşverin keyfini çıkara çıkara yemek yemeği özledik” diye geçiriyorsunuz içinizden. Acelemiz var. Geçmişte ve günümüzde sofra adabını araştırırken gördüm ki aslında değişen sadece biziz. Sofralarımızın adabı aynı kurallarla aynen durmakta.
“Her şey adabına uygun yapılmalı” diye bir deyişimiz vardır bilirsiniz. Katılıyorum. Her şey o zaman güzel oluyor. Sofra adabı bence tüm yazılı kuralların başında aile olarak masaya oturmakla başlıyor. Hani günümüzde genelde herkesin tek başına ve televizyon karşısında atıştırdığı yemeklerin aksine özellikle akşam yemeklerinde hep birlikte oturulup yenen yemeklerin tadı başkadır. Aile reisi olan babanın gelmesinin beklendiği, şölen tadında hazırlanan akşam yemeklerinin yendiği günler çok uzak değil aslında. Büyüklerden izin alınmadan kalkılmayan yemekler.
Her şey değişiyor biliyorum. Biz de değişiyoruz alışkanlıklarımız gibi. Ama diyorum eski katı kurallara çok sıkı bağlı kalamasak da birçoğuna hala uysak ne güzel olur. Yemeği sadece doymak için değil de keyif almak için yesek. Tabii bu bir tercih farkındayım. Ama yine de yaşamak için yemek değil de yemek için yaşasak. Ne güzel olur değil mi? Yazımın bundan sonraki bölümlerinde size sofra adabının kurallarından bahsedeceğim. Bazılarını okurken yok artık diyeceksiniz biliyorum. Ama okuyun. “Fast food”un hayatımızın tam ortasına oturduğu bu günlerde evde pişirilen yemeklerin adabıyla yemenin keyfine varın. Yavaşlayın.
Sofra adabının geliştirilmesinin en önemli sebebinin başkalarına olan saygıdan kaynaklandığını düşünüyorum. Aynı masa etrafında buluştuğumuz kişileri rahatsız etmeden yemeğimizi yemek bu işin çıkış noktası.
Sofrada asla yapmamamız gereken şeylere gelince; ev sahibi davet etmeden sofraya oturulmaz ya da evde aile ortamında yemeğe oturacaksanız ailenin reisi oturmadan masaya oturulmaz ya da yemeğe başlanmaz. Yemek yediğiniz kişiler arasında bayanlar varsa yanınızda oturacak olanların oturmalarına yardım etmeniz gerekir. Ev sahibi oturmadan yemeğe başlanmaz. Kasenize konulan çorba çok sıcaksa üfleyerek içilmez. Yerken sesler çıkarılmaz. Tabağa çok büyük porsiyonlar halinde yemek alınmaz. Ev sahibi ikinci kez yemek teklif etmezse yemek istenilmez. Dirsekler masa üzerine, eller masa altına konulmaz. Ağızda yemek varken konuşulmaz. Yemek çok hızlı yenilmez. Esas olan yemeği diğer konuklar ya da aile bireyleriyle birlikte bitirmektir.. Ekmek ağızla ısırılarak kopartılmaz. İzin istemeden masadan kalkılmaz. Esas olan masadan herkesle birlikte kalkmaktır.
Çatal bıçak tutuşunun da adabı vardır. Bıçak sapından işaret parmağı kesen kısmın üst tarafından uzatılarak tutulur. Çatal ve bıçak yalanmaz ya da ekmek kullanılarak temizlenmez. Konuşurken çatal ve bıçaklar sallanmaz. Eğer et yiyorsanız çatalı sol elinizde tutup sağ elinizdeki bıçakla etinizi kesebilirsiniz. Sebze yediğinizde ise bu kez isterseniz çatalı sağ elinizde tutup sebzeleri yiyebilir ya da sol elinizle tutup sağ elinizde tuttuğunuz bıçakla sebzeleri çatala doğru itebilirsiniz. Çorba içildikten sonra masanın üzerine konulmaz, tabağın içine bırakılır. Çorba içerken kaşığın ucunun ya da yanının kullanılması size kalmıştır. Yalnız çorba içerken ses çıkarmamaya özen göstermelisiniz.
Bez peçete tam olarak açılmadan kucağa konulur. Peçeteyi göğse takmak hoş olmayan bir davranıştır. Yemek bittikten sonra peçete katlanıp tabağın hemen yanına bırakılır. Bir şey içmeden hemen önce ağzınızı silmeniz gereklidir. Dudaklarınızın bardağın üzerinde hiçbir iz bırakmaması gereklidir. Yine içerken ses çıkarmamanız çok önemlidir. Ve içtiğiniz içeceği bir dikişte bitirmemeniz adap gereğidir.
Piliç elle yemesi daha kolay olsa bile aslında çatal ve bıçakla yenir. Kemikler ağza götürülmez. Bu tarz yemesi çok kolay ve zevkli! olmasa da piliç yemenin olması gereken yolu budur. Balıklar, yine çatal ve bıçak kullanılarak yenilir. Önce balığın başı çıkartılır. Sonra üzerindeki et alındıktan sonra bıçağın ucu ile kemik kısmı etten ayrılır. Masaya balık kılçıklarının konması için küçük tabaklar konmuşsa bunlara konmamışsa kendi tabağınızın kenarına konur. Etli kısmı bıçak ve çatal yardımıyla küçük porsiyonlar halinde yenilir. Balık etlerinin içinde küçük kılçık parçaları kalmışsa kimseyi rahatsız etmeden parmağımızın ucuyla bunları ağzımızdan çıkartmalıyız.
Makarna özellikle spagetti yemek zordur. Makarna yerken bir çatal ve kaşık kullanmalıyız. Çatal yardımıyla makarnadan biraz alınır ve tabağa yan tutulmuş bir biçimde tutulan kaşık yardımıyla sarılarak ağza götürülür. Makarna yerken bıçak ve çatal ikilisini de kullanabilirsiniz. Bıçak yardımıyla küçük parçalar haline getirdiğiniz makarnaları çatalla kolay biçimde yiyebilirsiniz. Sandviçler tarzı yiyecekler elle yenir. Ufuk olmaları halinde tek lokmada yenebilir. Eğer büyükse bıçak yardımıyla kesilerek yenir.
Masa düzeni sofra adabının en önemli noktalarından birisidir. Masa örtüsü kullanılması çok önemli hatta olmazsa olmazdır. Hatta kullanılacak olan çiçek ve şamdanlar yemeğinizi bir şölen haline getirecektir. Yemek takımı kullanılması önemlidir. Tabağın sağ yanına kaşık ve bıçaklar, soluna ise çatallar konulur. Masada yan yana üç kaşık ve çataldan fazlası konulmaz. Birden fazla konulan çatal ve bıçaklar yemek sırasına göre dıştan içe doğru dizilir. Bıçakların kesen tarafı dış tarafa bakacak şekilde konulmalıdır.
Bardaklar bıçakların üst tarafından sağına doğru koyulur. Masaya iki bardak konmalıdır. Biri su diğeri ise başka içecekler için. Bardakların bir örnek olması ya da birbirini tamamlaması çok önemlidir. Masaya içme suyunun sürahide konulması gereklidir. Maden suyu ve diğer içkiler ise kendi şişelerinde sofraya getirilir. Tabaklara gelince en alta sıcak yemek tabağı, üzerine ordövr tabağı en üstte ise çorba tabağı ya da kasesi bulunmalıdır. Ayrıca sık sık değiştirilmesi için fazladan servis tabakları masaya konmalıdır.
Kahvenin benim sevdiğimin aksine masada değil salonda ikram edilmesi gerekiyormuş. Oysa ben belki de en çok yemeğin hemen ardından masada içilen kahveyi severim. Yemekten sonra sindirimi kolaylaştırıcı içkiler ikram edilmeliymiş. Yemek masasında sigara içmemek gerekir. Aslına bakarsanız bana göre hiç sigara içmemek gerekir ya neyse. Ama illa ki içeceğiz diyorsanız ev sahibinden mutlaka izin almalısınız. Yemekten kalktınız, kahvenizi de içtiniz “şimdi gitme zamanı” demiyeceksiniz. Bunları yaptıktan hemen sonra gitmeniz hoş olamayacaktır. Bunların üzerinden makul bir sürenin geçmesini beklemeniz görgü icabıdır. Tabi kalkerken ev sahibinden izin almayı unutmayın. Dilerim çok ısrarcı biriyle karşılaşmazsınız yoksa işiniz çok zor.
Meyve yemeninde adabı olur mu demeyin ve okumaya devam edin. Elma tabağa alınır. Tercihe göre soyulur ya da soymadan ikiye bölünür. Ortadaki çekirdeği çıkarılır ve küçük parçalara bölünür. Çatal yardımıyla elmanızı yiyebilirsiniz. Bu yeme şekli aynen armut içinde geçerlidir. Eğer dostlar arasındaysanız elma ya da armutunuzu elinizlede yiyebilirsiniz. Muzu yemek için kabuğunu soyun ve bıçak kullanarak küçük parçalara ayırın. Yine dostlar arasındaysanız elinizi kullanabilirsiniz. Kiraz elle yenir ve çekirdeği avuca çıkarılır ve tabağa konur. Böğürtlen elleri çok boyayan bir meyve olduğundan kaşık yardımıyla yenilmesi uygun olur. İncir kabukları soyulmadan yenir. Bıçakla ikiye bölünür ve çatalla yenir. Fakat benim gibi incirin kabuğunu yiyemeyenlerdenseniz eliniz kullanmaktan başka çareniz yok. Portakal yemek sulu olduğu için biraz zahmetli.Tercihe bağlı olarak kabuğu bütün olarak soyulabilir ya da üst ve alt kısmı çıkarıldıktan sonra kabuğu yukarından aşağıda dört beş yerinden kesilir ve kabuk el yardımıyla soyulur ve dilimlere ayrılır. Mandalina haliyle elle soyulur. Üzerindeki beyaz katman elle temizlenir ve bölünerek yenilir.
Üzüm çekirdeksiz ise yemesi çok kolaydır. Ancak çekirdekli üzüm yiyorsanız kiraz çekirdeği gibi çıkartıp tabağınızın kenarına koymalısınız. Kavun dilimler halinde masaya geldiğinden çatal ve bıçak yardımıyla yenir. Şeftali önce ikiye sonra tekrar ikiye bölünür. İsteğe bağlı olarak kabukları soyulabilir. Erikte dörde bölünerek yenir. Hurma ikiye bölünür ve kaşık yardımıyla yenir. Çilekler sapından tutularak ve pudra şekerine batırılarak yenir. Karpuz dilimler halinde masaya geldiğinden o da kavun gibi çatal ve bıçak yardımıyla yenir.

Cumartesi, Ocak 15, 2011

Annemin Poğaçası

Oğlum anneannesini o kadar çok özledi ki annem sonunda dayanamayıp gelmek zorunda kaldı. Hem de tam 5 gün bizimle kaldı. Gelmesine ne kadar seviniyorsam gidişine de o kadar çok üzülüyorum. Hatta bu yazıyı içimde üzüntü ve sıkıntı, ağzımda ve midemde gördüğünüz poğaçalarla yazıyorum. Annemi şimdiden özledim. Hafta sonu misafirim gelecek diye annem bana kek, börek ve poğaça yaptı. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım annem gibi yapamayacağım hiç birini biliyorum. Poğaçalar o kadar lezzetli ki yedikçe yiyesim geliyor. Ki bu benim kilolarım için hiç iyi değil. Ama laf aramızda bu beni durdurmuyor☺
Malzemeler
  • 1 margarin (oda sıcaklığında)
  • 3 yumurta (2 yumurtanın sarısını üzeri için ayırın)
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 2 pk. kabartma tozu
  • 1 su bardağı yoğurt
  • Tuz
  • Aldığı kadar un
  • İçi için; peynir, dereotu ve maydanoz
Yapılışı
Hamurun bütün malzemelerini bir kaseye koyun ve yoğurun. 1 saatten fazla buzdolabında ya da dışarıda bekletin. Sonra içlerine peynir, maydanoz ve dereotu karışımından koyun. Üzerine bolca yumurta sürün. Ve iyice kızarana kadar pişirin. Kıtır kıtır olmalı. Yani fırından çıkarmak için acele etmeyin.

Kremalı Patates ve Mantar Dolması

Bu tür mezeler benim kurtarıcım. Kolay ama çok lezzetli. Kremalı mantarı normalde borcamda yaparım ama bu kez güveçte yaptım. Hem porsiyon küçük oldu hem de bence daha lezzetli. 2 adet patatese 1/2 paket krema kullandım. Ve tabii sarımsak ve tuzu da unutmamak lazım. Üzeri kızarana kadar pişirin. En son üzerine kaşar peyniri rendesi koyun.
Mantar dolmasını çok yaparım. Çokta severiz ailecek. Bu kez mantarları yıkadıktan ve zeytinyağ, tuz ve sarımsak karışımına buladıktan sonra içlerine domates sosu koydum. Üzerine de iyice piştikten sonra kaşar peyniri. Bence çok lezzetli oldu. Ama üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Ama şimdilik afiyet olsun...

Pazar, Ocak 02, 2011

Fırında Kabak Tatlısı


Ben kabak tatlısı yaptığımda bir kısmını böyle yaparım değişiklik olsun diye. Yukarıda gördüğünüz kadar tatlıya 1/2 paketten biraz daha az krema kullandım. Ve de bol ceviz. 200 derecelik fırında krema kaynayana kadar pişirmeniz yeterli.

Cumartesi, Ocak 01, 2011

Sakin bir yılbaşı...

İstediğim tam anlamıyla buydu işte. Sakin, sessiz ve huzurlu bir yılbaşı... Yaşadığımız hareketli ama bereketli! yıla inat sadece oturmak istedik eşimle. Oğlumuz hasta olmasaydı biraz daha hareketli olabilirdi bu bedenler ama uykusuz geçen 2 gece ve çok yoğun çalışılan bir gün ve Ankara seyahati yapılan bir diğerinden sonra iyice yavaşladık. İçimin bile uyuduğu anlar olmadı değil. Nuran teyzemler, kayınvalidemler ve anneannemle karşıladık yeni yılı. Yine bol bol yedim. Hatta o kadar çok çiğ köfte yedim ki bir ara içimde bulgurların halay çektiğini bile hissettim. Ara sıra sakinlik iyidir sevdiğin insanların arasında. Hoşgeldin 2011. Yani umarım hoşgelmişsindir. Ve gerçekten hoşçakal 2010. Bana kattıkların için teşekkürler... Benden götürdüklerini unuttum bile. Aşağıda Nuran teyzemin ve tabii İbo eniştemin yılbaşı masasından sizin payınıza düşenleri göreceksiniz.
Etsiz çiğköfte. İbo eniştemin elinden çıkan sadece bulgur, baharat, salça ve yeşillik ile yoğrulan çiğ köfte. Ne diyeyim ya yemeğe doyamadım☺Sık sık tekrarlanması dileğiyle...

Kıbrıs'tan üşenmeyip getirdiğim çünkü Türkiye'de olanlarda asla aynı tadı bulamadığım hellim peynirler. Zeytinyağda kızartılmış biçimde...

Beni çalıştırmasa olmazdı zaten. Masaya oturmaya 5 kala yaptığımız Amerikan Salatası.

Eşimin favorisi domates soslu kızartma

Ailemizin sarmacısı kayınvalidemin sarmaları..

Kendi sularıyla pişen ve gerçekten çok lezzetli olan tavuklar.


Fasulye Kavurması

Pazar, Aralık 19, 2010

Pervin'de bir akşam yemeği...

Güzel şeydir siz de bilirsiniz. Güleryüzle karşılanmak. Hoş bulmak ve hoş gelmek. Bunu hissetmek. Böyle hissetmek. Böyle hissedildiğini bilmek. Pervinlere her gidişimizde böyle karşılanıyoruz işte. Pervin'in her ne halde ve durumda olursa olsun!!! hazırladığı yemekler tadılmaya değer. Önceki yazılarımda yazdım mı hatırlamıyorum ama Pervin'in eli lezzetli. Doğuştan şanslı anlayacağınız. Yani ne yaparsa yapsın çok güzel sonuçlar alıyor. Hem de o kadar kısa zamanda yapıyor ki bunu. Biz eve gittiğimizde aşağıdaki lezzetlerle karşılandık. En kısa zamanda Pervin'in yaptıklarını deneyeceğim. Aşağıdaki tariflerde ne yazık ki ölçü bulamayacaksınız çünkü arkadaşın ölçü kullanmak gibi alışkanlıkları yok. Ne güzel di mi?
Eline sağlık canım arkadaşım..
Bol bol görüşmek dileğiyle☺
Kırmızı Biberli Karnıyarık


Malzemeler
  • Kırmızı biber
  • Patlıcan
  • Patates
  • Ceviz
  • Yoğurt
  • Sarımsak
  • Tereyağ
  • Pulbiber

Yapılışı

Kırmızı biberleri kabukları soyulacak kadar közleyin. Güzelce temizleyin ve karnıyarık şeklinde açın. Patlıcanı küp küp doğrayın ve tuzlu suda bekletip acısnı çıkarttıktan sonra kızartın. Patatesleri küp küp doğrayın ve kızartın. Kızarttıklarını bir kapta karıştırın ve içine ceviz parçaları atın. Tuzlayın. Ve aşağıda gördüğünüz biçimde biberleri doldurun. Üzerine sarımsaklı yoğurt yapın ve dökün. Ve en son tereyağ eritip içine kırmızı pulbiber koyun ve hafif yakın. En son üzerlerine dökün.

Patates Topları

Evet bunlar benim daha önce yaptığım patates toplarına benziyor. Yalnız Pervin patateslerin içine dereotuda koymuş. Patatesleri haşlayın ve püre haline getirin. İçine tuz, ince doğranmış dereotu ve karabiber koyun. Çanak haline getirin.

En son çanak haline getirdiğiniz patateslerinizin ortasına sarımsaklı yoğurt koyun ve üzerine pul biberli tereyağ gezdirin.


Tavuk Salatası

Malzemeler
  • 1 adet tavuk göğsü
  • 2 adet taze soğan
  • Kornişon turşu
  • Ceviz
  • Yoğurt
  • Sarımsak

Yapılışı

Tavuk göğsünü haşlayın. Küçük küçük parçalara ayrın. Taze soğanları küçük küçük doğrayın. Kornişon turşularıda. Sarımsağı ezin. Sonra bütün malzemeleri karıştırın. Üzerini dereotu ile süsleyin.

Mevsim salatası

Tereyağlı Kurutulmuş Domates ve Biber

Bir şey ancak bu kadar kolay ve lezzetli olabilir. Tabi domates ve biberin kurutulması aşamasını geçersek. Kurutulmuş domates ve biberleri haşlıyoruz. Sonra tavada erittiğimiz tereyağında biraz pişiriyoruz. Ve servis ediyoruz. Hepsi bu kadar. Eğer bunu sabah kahvaltısında yemek isterseniz; tereyağını eritin. Yumurtayı bir güzel pişirin. Sonra içine kurutulmuş biber ve domatesleri ekleyin. Lezzetine bayılacaksınız.

Kedinin istilasına uğrayan salatamız☺Gaziantepten kalma bir alışkanlık. Salata ve bol miktarda pul biber...

Makarna Salatası

Malzemeler
  • 1 pk. fiyonk makarna
  • 2-3 adet taze soğan
  • 2 adet kırmızı biber (yağda biraz pişirilmiş)
  • 1 pk. Knorr fesleğenli kekikli salata sosu.

Yapılışı

Makarnayı haşlayın. Diğer malzemeleri içine katın ve karıştırın.

Fasulye Kızartması

Sarımsak ve tereyağında kızartılmış fasulyeyeler...

Güveçte sebzeli kuşbaşı et



Sütlaç

Deli gibi yedikten sonra tatlıya yer kalmadığını düşünüyorsunuz yanılıyorsunuz. Bir soda bir tatlı. Üzerine de Türk kahvesi. Aslında çok kolay gözüken ama kolay kolay kimsenin tutturamadığı bir tatlı olan sütlaç...



Malzemeler
  • 1 sb'dan az pirinç
  • 1 kg süt
  • Şeker
  • 1 pk. vanilya
  • Üzerine ceviz.

Yapılışı

Pirinci suda bir güzel haşlayın. Sonra istediğiniz kadar şeker ve sütü pirinç ile kaynatın. Kapattıktan sonra vanilya koyun. Üzerine ceviz koyun ve servis edin.